Yazı Detayı
12 Şubat 2021 - Cuma 18:41 Bu yazı 178 kez okundu
 
Devleti Terbiye Etmek
Hami Ramazan ÖZDEMİR
Hami
 
 
Türkiye’de siyaset son zamanlarda çok hareketli olmaya başladı.İktidar ve muhalefet kendi politik alanlarını genişletmek için hamle üstüne hamle yapıyorlar. Siyasiler ülkemizin meselelerinden çok birbirlerin zaaflarını, hatalarını veya kavgalarını tartışarak dünya gündeminden kopuyorlar. Osmanlı devletide son döneminde aynı tartışmaları yaşadı. Osmanlı’da ve Türkiye’de bir kısım aydın ve elit devleti kurtarmak, yeniden inşa etmek, düzene sokmak, devleti ele geçirmek için her türlü entrikanın içine giriyorlar. Siyasetçiler devleti dizayn ederek, devleti kurtaracaklarına inanıyorlar. Osmanlı devletini kurtarmak ve demokrasi getirmek için Enver paşa Makedonya dağlarına çıkarak isyan eder. Mustafa Kemal yine Osmalıyı kurtarmak için Şam’dan kaçarak Selanike gelir. Devleti kurtarmak ve terbiye etmek bizde sürekli gündemde olmuştur. Türklerde devlet anlayışı çok kutsal kabul edilmiş ve devleti ele geçirmek ilk hedeflerden biri haline gelmiştir. Velhasıl bu kurtarma düşüncesi Osmanlıda fiiliyata dönüşmüş ve koskoca imparatorluk elimizden gitmiştir. Bizde değişmeyen bir senaryo var, yeni bir anayasa ve reform yapma fikri hiç gündemden düşmüyor. Osmanlıda Mithat paşa 1876 birinci meşrutiyet ilan edilince anayasa, temel haklar, insan hakları ve azınlıklar ile ilgili düzenleme yapılırsa her şey düzelir sanılması. Ve Abdulhamit ile böyle anlaşılarak, iktidara getiriyorlar. Fakat sanıldığı kadar meşruiyetin uygulanması kolay görülmüyor ve birinci meşrutiyet kısa süre sonra rafa kaldırılıyor. 33 sene süren Abdulhamit dönemi ve tekrar ikinci meşrutiyet talepleri ve isyanlar 1908 ikinci meşrutiyet ilanı ve ittihat ve terakki iktidarı. İttihat ve Terakki demokrasi vaat ediyor. Fakat gelen demokrasi içimizdeki azınlıklara fayda sağlıyor ve azınlıklar bizden kopuyorlar. Gelen demokrasiyi ülkeyi paramparça ediyor. İttihat ve Terakki neticede demokrasiyi rafa kaldırıyor. Yani devleti dizayn etmek, yeniden inşa etmek çok pahalıya patlıyor. Cumhuriyet kuruluyor, demokrasi beklerken tek adam rejimi ortaya çıkıyor ve demokrasi yine rafa kaldırılıyor. Cumhuriyet olan devletimizi demokrasi ile taçlandırmıyoruz. Tek adam dönemide demokrasi ülkeye gelemiyor ve uygulanmıyor. İkinci adam döneminde ise demokrasinin esamesi bile okunmuyor. Osmanlı devletimin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti yine Osmanlı bürokratları tarafından kuruldu ve devlette hakim sınıf yine onlardı. Bu bürokratik oligarşi bir türlü milletimizle barışık yaşamadı, milletimize hep tepeden baktı. 200 senedir bir türlü ne devleti hukuki manada yerli yerine oturtabildik, nede devleti bir düzene sokabildik. Mevcut siyasi partilerde ve kurulan yeni siyasi partilerin en önemli vaatleri demokrasi. Demokrasi bize gelmekte oldukça cimri davranmakta ve gelenler demokratik haklar, özgürlükler gibi çok şirin şeyler söylüyorlar fakat neticeler çok farkı olmakta. 200 sene sonra tekrar aynı noktaya gelmek herhalde bizim kaderimiz. Türk siyasetçisi demokrasiyi kendinden başkasına hak olarak layık görmüyor. Anayasa, başkanlık sistemi, güçlendirilmiş parlementer sistem, seçim kanunu, bunları tartışıyoruz. Demokrasi bunlarla temsil ediliyorsa bunlar eksikse yenisini yapalım, zaten 200 senedir demokrasi yapıyoruz,yani yaz boz tahtasına dönmüş durumda her şey. Biz bir şeyi bozmakta çok marifetliyiz, yapmaya gelince çok uzlaşmaz hünerliyiz. Sivil idare yeni bir sistem getirmiş, uyguluyor daha yepyeni, uygulamanın eksiklikleri neler bilinmiyor, şimdiden kaldırıp atalım yenisi gelsin. Sabır tahammül ne yazıkki yok. Herkes devleti ele geçirmek ve devleti terbiye etmekle meşgul. Türk siyasetçisinin ufku ve vizyonu gelecek 10 sene olmamalıdır. Planlar 100 senelik yapılır. Dün başkanlık sistemi ülkemizin hayrına diyenler, bugün bu sistemi yerden yere vuranlar bu ülkenin politikacıları. Üstelik bu insanlar akademik kariyere sahipler. Biz bunları tartışırken peki dünya neyi tartışıyor, konuşuyor. Küreselleşme almış başını gidiyor ve küresel güçler devletleri bile tehdit eder hale geldiler. Geleceğin egemen güçleri kimler olacak, dünyanın kaderi üzerinde kimler söz sahibi olacak. Dünya yeniden inşa ve dizayn ediliyor,bunlar Türk siyasetçisinin gündemine bir türlü girmiyor. Pandemi bütünü ülkeleri etkiliyor, bunun sonucu olarak dünyada yeni yapılanma ve yeni güçler ortaya çıkacaktır. Yeni güç merkezleri gelecekte acaba Alibaba, Allianz ,Amazon ,Facebook,Tesla, Royal Dutch Shell ,McKinsey, Microsoft,Uber, Walmart ve Xiaomi gibi büyük şirketlerimi olacaklar!!! Asya ülkeleri yeni bir küresel güç olarak söz sahibi olabilirlerimi? ABD ile Çin arasında büyüyen rekabet nereye kadar sürecek veya sıcak çatışmaya dönüşürmü? İnsanlığın geleceği hakkında üç beş küresel şirketlerimi karar verecekler. Türkiye’nin yeri gelecekte nerede olacak maalesef aydınlatımız ve siyasilerimiz bunu tartışmak yerine iç kavgalarla zaman kaybediyorlar. Bizdeki kadar sistem tartışmaları, çatışma alanları hiç bir ülkede bulamazsınız. Devleti ve ülkeyi yormakta çok marifetliyiz. Türk milleti gelecek yüzyılın içerisinde olmayı çok hak ediyor. Milletimizin önüne hedefler konmalıdır. Türk milletine giydirilmek istenilen elbise, bizim yerli malı elbisemiz olmalıdır diyerek yola çıkanlar nasıl olurda daha sonra yabancı ülkelerin acentesi olurlar. Hami Ramazan Özdemir
 
Etiketler: Devleti, Terbiye, Etmek,
Yorumlar
Haber Yazılımı