Yazı Detayı
02 Nisan 2021 - Cuma 23:42 Bu yazı 175 kez okundu
 
Devlet Acziyeti
Hami Ramazan ÖZDEMİR
Hami
 
 
Devlet Acziyeti Bir devletin en kötü acziyeti nedir bilirmisiniz. İmkanları olmasına rağmen bu imkanlarını kulanamamasıdır.Herşeyi vardır, parası, zeki insanları, insan gücü, teknolojik alt yapısı ve daha nice farklı güçleri. Fakat bütün bunların var olması o devletin güçlü olması manasına gelmiyor veya yetmiyor. Avrupa birliği ve birliğe bağlı ülkelerin çok geniş imkanlara sahip olmalarına rağmen içine düştükleri durum gerçekten acınacak bir durum. Küresel bir güç olmak isteyen Avrupa birliği kendi içerisinde tam bir birlik sağlayamıyor ve bununlada kalmayarak ABD, Çin karşında doğru, düzgün bir politika geliştiremiyor. Birlik ülkeleri ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar? AB’in güçlü ülkeleri Almanya ve Fransa kendi sorunlarından bir türlü kurtulup AB’in diğer zayıf ülkeleri ile ilgilenemiyorlar. İngiltere birlikten çok tartışmalı bir şekilde ayrılarak tarihi bir çığır açmıştır, bu ayrılış birliğin diğer ülkeleri için örnek olur endişesi hakim. Ukrayna’da demokratik haklar için destek sağlayan Avrupa birliği, Rusyanın Ukrayna’ya müdahelesi konusunda çaresiz kalarak hayal kırıklığı yaşatmıştır. Rusya federasyonu Ukrayna’ya ait olan Kırımı ilhak etmiş Avrupa birliği kınamaktan başka bir şey yapamamıştır. Velhasıl 448 milyon nüfusu ve devası ekonomik gücü olmasına rağmen etkili bir politika geliştiremiyor. Avrupa birliginin nüfusuda oldukça yaşlı yeni nesil gelmiyor. AB'de doğum oranlarıda oldukça düşüktür ve ortalama bir kadın 1,6 çocuğa sahiptir Birliğin güçlü ülkesi Almanya’da ise yılda bin kişi başına 8.221 doğumla Avrupa’daki en düşük doğum oranına sahiptir. Bütün zorlamalara, teşviklere rağmen bir türlü nüfuslarını artıramıyorlar ve göçmen almak zorunda kalıyorlar. Yine Avrupa Birliği ekonomisi, yeni tip koronavirüs salgınının etkisiyle 2020 yılında yüzde 6,4 daraldı. Avrupa Birliği (AB), dünyanın en büyük ikinci ekonomisidir ve küresel ekonominin yüzde 22,8'ini temsil etmektedir. AB ülkelerindeki toplam ticaretin 64'ünden fazlasını diğer AB ülkeleri ile yapılmaktadırlar. AB, dünya nüfusunun yalnızca 6,9'unu oluştursa da, AB ile dünyanın geri kalanı arasındaki ticaret, dünya ithalat ve ihracatının yaklaşık 15,6'sını oluşturmaktadır. Covid nedeniyle tüketici harcamaları oldukça düşmüş gözüküyor, bunun faturası küçük işletmelere çıkacak gibi görünüyor. Bu nedenle Avrupa'daki ekonomik gerileme, ekonominin yüzde 3,5 daraldığı ABD'den daha şiddetli oldu. 2020'de büyüyen tek büyük ekonomi Çin'di. Çin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) bir önceki yıla göre yüzde 2,3 arttırdı. Dünyanın en gelişmiş kıtası olan, Avrupa kıtası yorgunluk alametleri gösterirken, gelecek için ümit vermiyor. Avrupa birliğinin gelecegini tehdit eden en tehlikeli şey ise ırkçılıktır... Birincisi dini ırkçılıktır 28 birlik ülkesinin hepsi hristiyandır ve bunlar başka bir dine mensup herhangi bir ülkeyi aralarında görmek istemiyorlar. AB’nin logosunda görüldüğü gibi 12 yıldız Hz.İsanın 12 havarisini temsil etmektedir. Diğer Irkçılık ise Avrupanın kronik hastalığı olan aşırı etnik milliyetçiliktir. Geçmişte milyonlarca insanın katledilmesine sebeb olan aşırı milliyetçilik, bugünlerde iyice artmış görünüyor ve siyasi arenada kendine yer bulmuş durumdadır. Siyasi zemin ırkçılığa doğru kaymaktadır, hükümetler tedbir almakta geç kalmaktadırlar zaten bir alt yapısı olan ırkçılık, politikacıların zayıflığından istifade etmektedirler. Almanyada AFD partisi, Fransada Rassemblement partisi Marina Le Pen, İtalyada Liga Nord ve sürekli artan küçük aşırı partiler ve birlik içerisinde güçlenen aşırı siyasi akımlar, Avrupa birliğini ve buradaki göçmenlerin geleceğini tehdit ediyor. 1000 yıldır Avrupa ile mücadele içerinde olan Türkler geleceklerini AB içerisindemi görüyorlar!!! Türkiyenin AB ile ilişkileri ise yerli yerine oturmuş değildir, temel insan hakları, özgürlükler, hukuk uygulamaları, ekonomik ilişkiler velhasıl bütün bunlar ciddi manada ülkemizdeki siyasi partiler ve siyasiler olarak günlük politikanın bir parçası olmuştur, uzun vadeli bir politika geliştirilmemiştir. Gündeme geldikçe ayaküstü verilen demeçlerle ilişkiler değerlendirilmiştir. AB içerisinde müslümanların sayısı 50 milyonu aşmıştır ve 2050 yılında bu oran 71 milyonu bulacağı öngörülmektedir. Akıllı hiç bir devlet bunu görmemezlikten gelemez... Avrupa birligi yaşlanan nüfusunu canlandırmak ve yorulan medeniyetini ayağa kaldırmak istiyorsa, gelecek vaat eden bu insanlardan istifade eder? Biz Avrupada yaşayan Türkler olarak gelecekte yerimiz neresidir, hangi konumda olmalıyız, bu konularda hangi çalışmalar var bilinmiyor. Birlik içerisinde bizleri temsil eden kurum veya kurumlar varmı ? 50 milyon insanın ne dini nede siyasi temsilcisi olmaması ne kadar acı. Avrupa birligi bir acziyet içerisindedir hareket alanı daralmaktadır, kurumlar hızlı hareket edemiyorlar. Pandemi vesilesiyle AB tam çuvallamıştır, ne ilaç (Aşı) tedariki,nede tedbirler konusunda yeterli önlemler alamamışlardırlar. AB ülkeleri kendileri bir arayış içerisine girmişler, ilaç almak içim Rusyanın kapısını çalmaya başladılar bile. Artık şu gözükmeye başlamıştır AB devletleşmek zorundadır, yoksa bu yapısıyla uzun süre yaşayamaz. Hami Ramazan Özdemir
 
Etiketler: Devlet, Acziyeti,
Yorumlar
Haber Yazılımı