Yazı Detayı
22 Nisan 2021 - Perşembe 17:43 Bu yazı 184 kez okundu
 
Başbakan Adayları
Hami Ramazan ÖZDEMİR
Hami
 
 
Başbakan Adayları Federal Almanya’yı 1949 tarihinden berli 8 başbakan yönetti, bilindiği gibi birleşmeden önce 11 eyalet vardı daha sonra doğu eyaletleri ile bu sayı 16 altıya çıktı yani Almanya’da 16 başbakan var ve bunların üstünde birde bütün Almanya’yı yöneten federal başbakan var. 26.09.2021 tarihinde federal Almanya’da seçimler yapılacak, Almanya’da gelenek haline gelmiştir, seçimlerden önce siyasi partiler başbakan adayı gösterirler. 1949’ berli federal başbakan adayları genellikle birlik partileri olan CDU/CSU veya SPD partisi tarafından gösterilirdi. 2021 seçimlerinde bu kaide bozuldu ve Yeşiller partiside (Grünen) ilk defa federal başbakanlığa bir aday gösterdi, Yeşiller partisi çift başlı yönetiliyor bir kadın ve bir erkek tarafından , kadın genel başkan başbakanlığa aday gösterildi bayan Annalena Charlotte Alma Baerbock. Yeşiller partisi adayı bayan Baerbock daha çok genç 40 yaşında ve ilk defa mevcut sistemin dışından bir aday. Yönetici tecrübesi olan birisi değil, Almanya’da bakan veya başbakan olanlar mevcut sistem içerisinde önceden yerel yönetimlerde, eyalet bazında veya federal düzeyde tecrübe edinilirler daha sonra federal bakan veya başbakanlığa getirirler. Bayan Baerbock’ta bunların hiç birisi yok fakat genç seçmen kitlesinde bir karşılığı var ve partisinin oy oranı her gün artmakta. Yapılan seçim araştırmalarında yeşiller partisinin oy oranı 21 üzerine çıkıyor ve yeşiller partisin seçmene yönelik ana teması çevre duyarlılığı. Bu çevre duyarlığı konusu geleneksel yaşlı seçmenleri biraz korkutuyor çünkü bilindiği gibi Almanya sanayi ülkesi ve sanayiye darbe vurulur endişesi hakim bu çevrelerde. SPD partisinin adayı federal maliye bakanı Olaf Scholz kendisinin siyasi tecrübesi bir hayli fazla ve partinin tabanından geliyor fakat partisi SPD çok kan kaybediyor bir türlü toparlanmıyor. Son 20 senedir SPD partisi seçmen kitlesinin yarısını kaybetti, sosyal demokrat parti olmasına rağmen iktidara gelince bunu uygulamadı ve işverenlerle işbirliği yaparak oy aldığı seçmen kitlesini kendinden uzaklaştırdı. SPD partisinin dayandığı büyük seçmen kitlesi geliri düşük işçi kesimiydi fakat Gerhard Schöreder döneminde işçilere yönelik yapılan yasal düzenlemeler dolayı büyük oy kaybına uğradılar. SPD partisi her seçimde biraz daha küçülüyor çok yıpranmış durumda ve liderlik sıkıntısı yaşıyor, son yıllarda çok genel başkan değiştirdiler bir türlü istikrar yakalayamadılar. CDU/CSU yani birlik veya kardeş partiler: Almanyanın tarihine baktığımızda birlik partilerinin Almanya’nın bugünkü refaha ulaşmasındaki en büyük pay bu birlik partilerinindir. Şimdiye kadar 8 başbakandan 5 tanesi CDU partisinden geliyor ve uzun yıllar Almanyayı yönetmişler. İki Almanya’nın birleşmesi bu partinin döneminde gerçekleşmiş, ekonomik olarak istikrar sağlanmış ve Avrupa birliği fikrine sımsıkı bağlı kalınmış. Partinin ismi Hıristiyan olsada liberal bir politika izliyor, muhafazakar bir parti ve dindar bir seçmene hitap ediyor. İki tane başbakan adayları vardı, Markus Söder ve Armin Laschet ikiside başbakan ve ikisininde siyasi tecrübesi bir hayli fazlaydı. Marku Söder Bayern eyaletinin başbakanı CSU partisinin genel başkanıydı. Armin Laschet NRW eyaletinin başbakanı ve CDU partisinin yeni seçilmiş genel başkanıydı. İki adayda yüksek politik tecrübe ve birikime sahiplerdi fakat adaylık için öncelik büyük parti CDU’nun hakkıydı ve bunuda aldı yani CDU başkanı Armin Laschet başbakan adayı oldu. CSU genel başkanı Markus Söder, CDU partisinin aldığı karara saygı duyduğunu bütün gücüyle başbakan adayı Armin Lascht’i destekleyeceğini bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Halbuki parti örgütleri Markus Söderi başbakan adayı olarak görmek istiyorlardı fakat CDU partisinin üst yönetimi tercihi Armin Lascht’en yana kullandı. Siyasi olgunluk yine devreye girerek bir krize yol açmadı bu karar. Almanya’nın yerleşik köklü partileri her seçimde oy kaybediyorlar, seçmenler bir arayış içerisindeler, küçük ve radikal partiler güçleniyorlar. Almanya 26. Eylül’de yapılacak seçimlerde istikrarımı yoksa maceraya doğru bir istikamete yönelecek? Almanya’yı zor günler bekliyor, ekonomik daralma bilhassa Covid 19 ne kadar hasar verecek çünkü çok para dağıtıldı ve vergi gelirleri düştü. Mülteci ve göç politikası ırkçılar tarafından hükümete karşı acımasızca kullanıyor ve tabanda taraftar buluyor. Avrupa birliği politikası ise üye ülkelerinin zayıf ve kaypaklığı yüzünden sıkıntılı, Almanya AB’yi küresel bir güç olarak dizayn ederek oradan geçmişte yapamadıklarını yapmak istiyor fakat AB’nin dünya siyasetindeki yeri oldukça zayıf bilhassa aşı tedariki ve Ukrayna krizinde sınıfta kaldı. ABD ile ilişkiler Rusyadan getirilen gaz boru hattı ile gergin. Başbakan adayları ve siyasi partiler (Afd hariç) Avrupa birliği politikasını devam ettirmek istiyorlar. Velhasıl Almanya’da kim başbakan olursa olsun sistem çok iyi işlediği için başbakan çok yorulmuyor!!! Kurumlar yerli yerinde çalışıyor son zamanlarda biraz sorunlar yaşansada devlet aklı hala devrede. Bu seçimde biz Türkleri ilgilendiren ise hiç Almanya’da yaşıyor olmayışımız gibi yaşıyor olmamız. Bu ülkede olan hiç bir şey bizi ilgilendirmiyor!!! Varsa yoksa Türkiye siyaseti... Sivil toplum kuruluşları yöneticileri gözlerini Türkiye siyasetine göz dikmişler milletvekili olma yarışındalar. Gelecek nesillere nasıl bir miras bırakırlar bu kuruluşlar belirsiz. Eğer kurban, zekat ve fitreden fırsat bulup başlarını kaldırlarsalar Almanya’da yaşadıklarını görürler. Ramazan Özdemir
 
Etiketler: Başbakan, Adayları,
Yorumlar
Haber Yazılımı